Sanatçılarımız

Sanatçılarımız, yaratıcılığın sınırlarını zorlayan eserleriyle ruhunuza dokunuyor. Her biri kendi alanında özgün ve ilham verici çalışmalarıyla, sanata farklı bir perspektif kazandırıyor.

Devrim Erbil

Ressam

1960’ların başında doğa ve ağaç motiflerine yoğunlaşan çalışmaları, zamanla kuş bakışı bir perspektiften soyutlanmış çizgisel kompozisyonlara evrilmiştir. Doğanın ritmik yapısını ve İstanbul’un kent görünümlerini eserlerinde sıkça konu edinmiştir.

İlyas Ergin İnan

Ressam

Sanatı, var oluşla yok oluş arasındaki meta-fizik anlamın kendi bakış açısından irdelenip yorumlanmasına dayanmaktadır. Resimlerinde, Doğu ve Batı kültürlerinin sentez arayışları gözlemlenir. 1970’lerden başlayarak böcekleri ve insan figürlerini işlediği eserlerinde, imgeler arasında kurulan görsel ve simgesel ilişkileri yansıtır.

Alea Pınar Du Pre

Ressam

Sanatçı gerçekliğin arka planını bilim ve içsel yolculukta olduğuna inanmaktadır. Hayatta inandıklarımızın ve varsayımlarımızın ne kadar gerçek olmadığını ve her an değişmekte olduğumuzu savunmaktadır. Resimlerinde bu iç görüyü yağlı boya, akrilik gibi klasik sanat araçlarıyla dijital resmi birleştirdiği medya füzyon tekniği ile izleyiciye aktarmaktadır.

Burcu Yavuz

Ressam

Sanatçı eserlerinde yer, zaman ve mekan algısı olmaksızın Kozmos’u resmetmiştir. Bilinmezliği merak etmiş, ona gelen mesajlar doğrultusunda eserlerini ortaya çıkarmıştır.

Ekrem Yalçındağ

Ressam

Sanat ve tasarım arasında, resim sanatının geleneksel tekniklerinden yola çıkarak zamansız bir bağ kurar. Ritmik ve simetrik uyum içinde olan hislerimiz arasında bir yolculuk sunan soyut görselliği olan resimler üzerine çalışır.

Mustafa Ayaz

Ressam

Sanatında figüratif anlatımı ön plana çıkaran Mustafa Ayaz’ın eserlerinde canlı renkler ve dinamik kompozisyonlar dikkat çeker.

Yalçın Gökçebağ

Ressam

Eserleri, saf ve şiirsel bir doğa kavramı üzerinde geliştirdiği, pastoral içerikli kır yaşamının görüntülerini konu alır. 

Şahin Paksoy

Ressam

 İnsan figürlerinin ön plana çıktığı eserlerinde; kendine has bir dil oluşturarak çoğu zaman geleneksel Anadolu insanının yaşam tarzı ve değerlerini, izlenimlerini duyguları ile harmanlayarak yarattığı kendine özgü diliyle bir öykü anlatmak istercesine resmeder.